TÖRENİN GÖLGESİNDE AŞK+18
READING AGE 18+
Mezopotamya'nın kadim topraklarında bazı çocuklar dünyaya gözlerini açtıkları anda yalnızca bir aileye değil, yüzyıllardır süregelen bir geleneğe de doğarlar. Onların kaderi daha ilk nefeslerinde yazılır. Seçecekleri hayat, kuracakları hayaller ve sevecekleri insanlar kendilerine ait değildir. O topraklarda aşk, çoğu zaman törenin gölgesinde kalır; mutluluk ise uğruna mücadele edilmesi gereken en büyük savaşa dönüşür.Baran Karaca, adının ağırlığını omuzlarında taşıyarak büyüdü. Çocuk yaşta öğrendiği ilk gerçek, güçlü olmanın bir tercih değil, mecburiyet olduğuydu. Bir aşiretin tek varisi olarak yetiştirilen Baran, duygularını göstermenin zayıflık sayıldığı, merhametin ise affedilmeyen bir kusur olarak görüldüğü bir dünyanın içinde yaşamayı öğrendi. Yıllar geçtikçe sert mizacı, sarsılmaz duruşu ve verdiği sözden asla dönmeyen karakteriyle çevresindeki herkesin saygı duyduğu, aynı zamanda çekindiği bir adama dönüştü.Onun için hayat; sadakat, onur ve sorumluluk demekti. Aşk ise yalnızca başkalarının yaşadığı bir masaldan ibaretti.Zümra ise aynı coğrafyada bambaşka hayaller kurarak büyüdü. Kitapların arasında kendine küçük bir dünya kuran genç kadın, bir gün kendi ayakları üzerinde durabileceğine, kendi kararlarını verebileceğine inanıyordu. İçinde taşıdığı umut, yaşadığı kasabanın dar sokaklarından çok daha büyüktü. Ancak bazen en güzel hayaller bile, insanların kurduğu acımasız düzen karşısında sessizce yıkılır.Ailesinin yıllar önce yaptığı bir hata, Zümra'nın hayatını geri dönülmez biçimde değiştirecek bir kararın alınmasına neden olur. İki aşiret arasında yeniden büyümeye başlayan düşmanlığı sona erdirmenin tek yolu, yıllardır süregelen bir berdel evliliğidir. Kimse genç kadının ne istediğini sormaz. Çünkü törenin hüküm sürdüğü yerde kadınların sesi çoğu zaman duyulmaz.Baran da bu evliliği istemez.Zümra da...Fakat bazen kader, iki yabancıyı aynı yola çıkmaya mecbur bırakır.Birbirlerini ilk kez gördükleri anda ne büyük bir aşk hissederler ne de masallardaki gibi zaman durur. Aksine, ikisi de karşısındaki insanın kendi özgürlüğünün önündeki en büyük engel olduğunu düşünür. Baran, Zümra'nın gözlerindeki korkusuzluğu fark eder. Zümra ise Baran'ın sert bakışlarının ardına gizlediği derin yalnızlığı hissetmeye başlar.Aynı çatı altında yaşamaya başladıkları ilk günden itibaren ikisi de görünmeyen bir savaşın içine sürüklenir.Baran, bir yanda aşiretinin yükünü taşırken diğer yanda ilk kez kalbinin sesini dinlemek ister. Zümra ise kendisine biçilen kaderi kabullenmek yerine kendi hayatını kurmaya çalışır. Aralarındaki mesafe her geçen gün biraz daha azalırken, konağın taş duvarları yıllardır saklanan sırları birer birer ortaya çıkarmaya başlar.Çünkü bu evlilik yalnızca iki insanı değil, onlarca yıllık hesaplaşmayı da yeniden gün yüzüne çıkaracaktır.Geçmişte işlenen bir cinayet...Yıllardır saklanan bir ihanet...Kan davasını körükleyen büyük bir yalan...Ve herkesin sustuğu tek bir gerçek...Baran ile Zümra, birbirlerine güvenmeyi öğrendikçe çevrelerindeki insanların gerçek yüzleri de ortaya çıkacaktır. Dost sandıkları kişiler düşmana dönüşecek, düşman bildikleri insanların ise hiç beklemedikleri fedakârlıklarına tanık olacaklardır.Fakat asıl sınav, birbirlerini sevmeye başladıkları gün başlayacaktır.Çünkü bazı aşklar yalnızca iki insanın değil, koskoca bir aşiretin kaderini değiştirir.Baran, ilk kez sevdiği kadını koruyabilmek için büyüdüğü bütün kuralları sorgulayacaktır. Zümra ise korkularının üzerine yürüyerek yalnızca kendi hayatı için değil, kendisinden sonra gelecek bütün kadınlar için mücadele edecektir.Ancak töre, kolay kolay yenilmez.İhanet, hiç beklenmeyen yerden gelir.Geçmiş ise unutulduğunu sandığınız anda yeniden karşınıza çıkar.Her kararın ağır bir bedeli vardır.Her sessizliğin ardında saklanan bir çığlık...Her gülümsemenin altında gizlenen bir yara...Ve her büyük aşkın önünde aşılması gereken sayısız engel...Baran ile Zümra'nın hikâyesi yalnızca iki insanın birbirine âşık olmasının hikâyesi değildir. Bu, aile bağları ile vicdan arasında sıkışıp kalan insanların, törenin gölgesinde yaşamaya mahkûm edilen kadınların, geçmişin yükünü omuzlarında taşıyan erkeklerin ve umut etmekten vazgeçmeyen kalplerin hikâyesidir.Kimi zaman bir bakışın, kimi zaman söylenemeyen tek bir cümlenin, kimi zaman da sessizce uzatılan bir elin değiştirdiği hayatlara tanıklık edeceksiniz.Bu hikâyede aşk, yalnızca kalpleri değil; yıllardır örülen duvarları da yıkmaya çalışacak.Fakat hiçbir duvar, ardında sakladığı sırlar ortaya çıkmadan yıkılmaz.Baran ile Zümra'nın kaderi de tam burada başlayacak.Biri, doğduğu günden beri başkalarının yükünü taşımaya mahkûm edilmiş güçlü bir adam...Diğeri ise özgürlüğünden vazgeçmeyen cesur bir kadın...Onları bir araya getiren şey aşk değil, kaderdi.Fakat kaderin yazdığı her hikâye,
Unfold
Gecenin zifiri karanlığı Karaca Konağı’nın üzerine kabus gibi çöktüğünde, odadaki sessizlik duvarlardaki taşların soğukluğundan daha ağırdı. Baran, odanın uzak köşesindeki sedirde sırtı Zümra’ya dönük bir halde, gözlerini bir noktaya dikmiş oturuyordu. Göğsü, içindeki öfke ve adını koyamadığı o garip vicdan azabıyla körük gibi inip kalkıyordu. Y……
Dear Reader, we use the permissions associated with cookies to keep our website running smoothly and to provide you with personalized content that better meets your needs and ensure the best reading experience. At any time, you can change your permissions for the cookie settings below.
If you would like to learn more about our Cookie, you can click on Privacy Policy.
Waiting for the first comment……