ASKER
READING AGE 18+
Tanıtım
İstihbarat, sınırın 40 kilometre derinliğinde, hain bir örgütün lider kadrosunun katılımıyla büyük bir toplantı yapılacağını bildirir. Operasyon emri bizzat Ankara’dan gelir. Fırtına Timi, helikopterle gecenin karanlığında sızma harekatı gerçekleştirir. Hava buz gibidir, dağların zirveleri dumanlıdır.Asena, timin ilerleyişini kolaylaştırmak için hakim bir tepede, kayalıkların arasına gizlenir. Vizöründen gece görüşüyle etrafı tararken, Alparslan ve adamları vadi tabanındaki mağara kompleksine doğru ilerlemektedir. Her şey planlandığı gibi gitmektedir, ta ki telsizden sızan bir cızırtı her şeyi altüst edene kadar. İstihbarat yanıltıcıdır; pusuya düşmüşlerdir.Vadinin dört bir yanından ağır silahlarla ateş açılır. Alparslan, timini korumak için hızla emirler yağdırırken, Asena tepeden peş peşe yaptığı nokta atışlarıyla teröristlerin ağır silahçılarını etkisiz hale getirir. Her tetiğe basışında kalbi Alparslan için çarpmaktadır. "Alparslan, saat iki yönünde doçka var, hareket etme!" diye bağırır telsizden. Rütbeler unutulmuş, can pazarı başlamıştır. Alparslan, Asena’nın koruma ateşi sayesinde timini kayalıkların arkasına çekmeyi başarır. Ancak düşman sayıca çok üstündür ve timin geri çekilme yolları patlayıcılarla kapatılmıştır.Kısım III: En Ağır Karar ve Asena’nın DirenişiÇatışma saatlerce sürer. Timin mühimmatı tükenmek üzeredir. Sıhhiye Murat yaralanmış, telsiz bağlantısı kopma noktasına gelmiştir. Destek kuvvetlerin gelmesi, hava muhalefeti ve yoğun uçaksavar ateşi nedeniyle en az iki saat sürecektir. İki saat, o vadideki her bir asker için bin ölüm demektir.Asena, bulunduğu yüksek tepeden durumun vehametini görür. Eğer birileri düşmanın dikkatini başka yöne çekmez ve uçaksavar mevzisini yok etmezse, ne tim kurtulabilecektir ne de gelecek olan destek helikopterleri iniş yapabilecektir. Kendi bulunduğu tepe, stratejik olarak tüm vadiye hakimdir ancak aynı zamanda düşmanın hedefi haline gelmesi an meselesidir.Asena telsiz mandalına basar. Sesi, silah seslerinin arasında inanılmaz bir sakinlikle yankılanır:"Fırtına 1, ben Fırtına 2. Düşmanın ana grubunu üzerime çekiyorum. Siz vadinin batı koridorundan sıyrılın. Destek helikopterlerinin rotasını temizleyeceğim."Alparslan, duyduğu sözlerle deliye döner. Gözü kararmış, siperden fırlamak üzereyken Başçavuş onu zorla tutar. "Hayır Asena! Olmaz! Derhal mevzini terk et ve geri çekil! Bu bir emirdir!" diye kükrer telsize.Asena, vizöründen son kez Alparslan’ın olduğu kayalığa bakar. Yüzünde hüzünlü ama gururlu bir tebessüm belirir. "Bu emir bu dağlarda geçmiyor komutanım. Babam bana vatan sıkışınca canın bir teferruat olduğunu öğretti. Hakkını helal et, Alparslan’ım... İlk ve son aşkım."Kısım IV: Şahadete YürüyüşAsena, telsizini kapatır. Artık sadece o, tüfeği ve vatanı vardır. Saklandığı kayalıktan çıkarak açık hedef olmayı göze alır ve peş peşe ateş açarak düşman birimlerini kendi tepesine doğru çekmeye başlar. Teröristler, vadideki timi bırakıp tüm güçleriyle Asena’nın olduğu tepeye yoğunlaşırlar. Roketler, havan mermileri Asena’nın etrafındaki kayaları paramparça eder.Asena yaralanır. Sol omzundan sızan kan, üzerindeki şanlı üniformayı boyar. Canı yanmaktadır ama o, acıyı hissetmeyecek kadar büyük bir trans halindedir. Son mermisine kadar savaşır. Düşman tepeye yaklaştığında, yanında taşıdığı ağır patlayıcıların pimini çeker. Çevresi sarılmıştır. Son nefesinde gökyüzüne bakar; dolunay parlamaktadır, tıpkı Türk bayrağındaki hilal gibi."Vatan sağ olsun!" diye haykırır.Büyük bir patlama dağın zirvesini aydınlatır. Asena, gökyüzüne, babasının ve binlerce şehidin yanına uçmuştur. Arkasında temiz bir gökyüzü ve kurtulmuş bir tim bırakarak...EPİLOG: TOPRAKTA AÇAN ÇİÇEKLEROperasyonun üzerinden üç ay geçmiştir. Fırtına Timi, Asena’nın açtığı koridordan sağ salim çıkmış ve gelen destekle düşmanı imha etmiştir. Ancak Alparslan için zaman o gece, o dağda durmuştur.Ankara’daki Cebeci Şehitliği... Hava hafiften yağmurludur. Alparslan, üzerinde tören üniforması, göğsünde madalyalarıyla bir mezar taşının önünde dimdik durmaktadır. Mezar taşında yazmaktadır: “Şehit Üsteğmen Asena Yılmaz – Ruhuna Fatiha.”Alparslan yavaşça diz çöker. Cebinden, operasyondan önce Asena’ya vermek üzere aldığı ama asla veremediği gümüş alyansı çıkarır. Alyansı, mezarın üzerine bırakılan taze kırmızı karanfillerin yanına koyar. Gözlerinden akan yaşlar, yağmur damlalarına karışır."Görevi tamamladık Asena," der fısıltıyla. "Düşman temizlendi, vatan selamette. Ama benim kalbim o dağda, senin yanında kaldı. Şimdi her operasyonda, her tetik düşürüşümde seni göreceğim gökyüzünde. Bekle beni sevgilim, fırtına dindiğinde, ben de yanına geleceğim."Alparslan ayağa kalkar, topuklarını birbirine vurur ve şanlı şehidine, hayatının aşkına, vatanın asil kızına selam durur. Rüzgar, şehitliğin üzerindeki Türk bayrağını dalgalandırırken, Asena’nın ruhu sanki o rüzgarla Alparslan’ın saçlarını okşar. Onların aşkı toprağa gömülmemiş, vatanın harcına karışmıştır
Unfold
Koridordaki o ritmik baston sesleri yavaşça uzaklaşıp kışlanın beton dehlizlerinde erirken, Tuana kapının arkasına yaslanmış halde uzun bir süre kıpırdamadan durdu. Göğsünün içinde neredeyse ritmini kaybetmiş gibi düzensiz çarpan kalbinin sesini, odadaki cılız radyonun pürüzlü cızırtısı bile örtemiyordu. Odada asılı kalan o koku; Kırmızı Dere’ni……
Dear Reader, we use the permissions associated with cookies to keep our website running smoothly and to provide you with personalized content that better meets your needs and ensure the best reading experience. At any time, you can change your permissions for the cookie settings below.
If you would like to learn more about our Cookie, you can click on Privacy Policy.
Waiting for the first comment……