Kül Olan Bekleyiş
READING AGE 18+
Şervan kapıyı sertçe açtı tekme ile .
Seneler sonra bu kapıya gelmek ,onun için ölüm gibiydi .
Berfin yukarıda kızını emziriyordu.
Şervan'ın sesi yırtıldı resmen ...
" Nerde lan o kansız yeğenin ! nerde lan . Mahmut ağa çık dışarı ..."
Berfin’in kalbi bir anlığına durdu.
Bebeğini göğsüne daha sık bastırdı.
Parmakları titremeye başladı.
O ses…
Gençliğinin kabusu o ses .
Avluya Mahmut Ağa çıktı.
Yaşlı ama dimdik.
“Şervan Ağa… ne oldu oğlum?”
Şervan’ın gözleri kan çanağı gibiydi.
Çenesindeki kaslar kilitlenmişti.
“Velat nerede?” dedi dişlerinin arasından.
“Yeğenin nerede lan ?”
Mahmut Ağa’nın yüzü soldu.
Şervan bir adım daha attı.
Sesini yükseltmedi.
Ama sesi daha tehlikeliydi artık.
“Kardeşimi kaçırmış.
Velat nerede?”
Yukarı katta Berfin dizlerinin bağı çözülecek gibi oldu.
Velat…
Demek sonunda olmuştu.
Şervan’ın kız kardeşiyle yıllardır gizli gizli görüşen Velat…
Şimdi iki aşiretin arasına ateş atmıştı.
Aşağıda hava ağırlaştı.
Bir kuş bile uçmadı.
Şervan’ın bakışları bir an merdiven boşluğuna kaydı.
Sanki hissediyordu.
O evde onun kokusu vardı.
Berfin o evdeydi.
Ama şu an mesele aşk değildi.
Mesele namustu.
Mesele kan davasına dönüşebilecek bir yangındı.
“Velat’ı çıkar karşıma, Mahmut Ağa,” dedi Şervan.
“Yoksa bu kapıdan ya ben kanla çıkarım… ya kanla çıkarım!!!!"
Mahmut Ağa ellerini iki yana açtı.
“Şervan… dinle beni oğlum. Velat’ın babası öldüğünde daha on üçündeydi. Ben büyüttüm o çocuğu. Evimizin tek oğlu o. Bir de on yaşında kız kardeşi var. Yanlış yaptı ama…”
Şervan’ın gözleri alev gibiydi.
“Ne anlatıyorsun lan sen , Yanlış mı?”
Bir kahkaha attı ama içinde zerre mizah yoktu.
“Kardeşimi kaçırmış, sen bana yanlış mı diyorsun Mahmut Ağa?”
Silahı belinden çekti.
Namlu bir anda havayı kesti.
Mahmut Ağa’nın göğsüne doğrulttu.
Avlu buz kesti.
“Onu bana teslim et. Yoksa ben alırım.”
Mahmut Ağa bir adım geri çekildi ama diz çökmedi.
“Seviyorlar Şervan. Sen de bilirsin sevdayı.”
O kelime…
Sevda.
Şervan’ın çenesi kilitlendi.
Tam o anda yukarıdan bir ayak sesi geldi.
Berfin merdivenleri koşarak indi.
Kucağında bebeği.
Saçları uzun hala siyah , yüzü bembeyaz.
“Baba!”
Hiç düşünmeden silahın önüne geçti.
“Ne olur… ne olur indirin o silahı…”
Şervan dondu.
İki yıl.
Tam iki yıl sonra ilk kez görüyordu onu.
Berfin’in yüzü eskisinden daha olgundu.
Ama gözleri… o bal rengi gözler… hâlâ aynıydı.
Sonra Şervan’ın bakışı aşağı kaydı.
Bebek.
Minik bir yüz.
Masum.
Hiçbir şeyden habersiz.
Zaman bir anlığına durdu.
Berfin’in elleri titriyordu ama geri çekilmedi.
“Babamı vuramazsın…”
Şervan’ın parmağı tetikteydi.
Ama ateş etmedi.
Gözleri tekrar Berfin’e çıktı.
Öyle bir baktı ki… içinde hem yılların özlemi hem gömülmüş bir yangın vardı.
Bir adım yaklaştı.
Sesi kısıktı ama sertti.
“Çekil.”
Berfin başını salladı.
“Hayır.”
O an Şervan’ın yüzü taş kesildi.
İçindeki adam bir saniyeliğine uyanmıştı.
Ama hemen öldü.
“Çekil dedim!” diye kükredi.
“Velat nerede?!”
Bebek ağlamaya başladı.
O ses Şervan’ın kalbine kurşun gibi saplandı.
Ama yüzündeki ifade değişmedi.
“Onu bulduğumda… ya ölecek yada ölecek lan .”
Avludaki herkes sustu.
Şervan son kez Berfin’e baktı.
O bakışta iki yılın özlemi vardı.
Ama geri çekildi.
“Bu iş daha bitmedi.”
Silahını indirdi ama öfkesini değil.
Ve o evden çıkarken, Berfin şunu hissetti:
Şervan Hewlêrî , artık eskisi gibi sevmiyordu.
Artık yakıyordu.
Dilan ile Velat iki gün sonra bulundu.
Kaçamamışlardı.
Saklanmışlardı.
Dilan dimdik duruyordu.
Velat’ın elini bırakmamıştı.
“Ben kendi isteğimle geldim,” dedi Dilan.
Sesi titremedi.
Şervan’ın gözleri kız kardeşine döndü.
O bakışta hem ağabey hem ağa vardı.
Ama merhamet yoktu.
Aşiret konağında büyükler toplandı.
Hava ağırdı.
Bir karar verilecekti.
En yaşlı aşiret büyüğü konuştu:
“Kan akmasın. Gençler sevdalı. Berdel olsun bu iş.”
Şervan’ın çenesi kilitlendi.
“Nasıl?” dedi soğuk bir sesle.
“Velat’ın kız kardeşi var. On yaşında. Söz kesilir, büyüyünce nikâh olur.”
Bir anlık sessizlik…
Sonra sandalye devrildi.
Şervan ayağa fırladı.
“On yaşında lan o!” diye haykırdı.
“Çocuk daha!”
O an herkes sustu.
Şervan öfkeliydi ama adaletsiz değildi.
Çocuğu berdel yapmak gururuna bile ağır gelmişti.
Başka bir büyüğün sesi duyuldu.
“O halde…” dedi ağır ağır.
“Berfin.”
Avludaki hava değişti.
“Kadının kocası şehit oldu. Bebesiyle ortada kaldı. Kan bağı güçlenir. İki aile barışır.”
Şervan’ın gözleri bir anda karardı.
“Ne dedin sen?”
Sesi düşüktü ama tehlikeliydi.
“Berfin’i alırsın. Berdel sayılır. Kan kapanır.”
O an Şervan’ın içinde yıllardır gömdüğü her şey kabardı.
Bir kahkaha attı.
Acı bir kahkaha.
“Ben kimsenin artığını almam.”
Cümle konağın duvarlarına çarptı.
Mahmut Ağa başını eğdi, sesinde hem üzüntü hem de kararlılık vardı:
“Kızım kimsenin artığı değildir. Namusu ile evlendi ve kocası şehit oldu. Bebesi ile ortada kaldı.”
Şervan’ın bakışları, içindeki öfkeyle birleşip bir anlığına titredi.
Ama dışarıya yansıttığı sertlik hâlâ korkunçtu.
Kimse ona yaklaşamazdı, ne büyük ne küçük.
Avluda sessizlik çöktü.
Sanki dağlar bile Şervan Hewlêrî’nin öfkesine teslim olmuştu..
Unfold
Yazarın anlatımı
Aradan birkaç saat geçmişti.
Şervan’ın emriyle Cizre’deki bağ evi çoktan hazırlanmıştı.
Adamlar temizlik yapmış, odaları havalandırmış, her şeyi yerli yerine koymuştu.
Konakta ise hava gergindi.
Özellikle bir kişi için…
Dilan için.
Kadın deliye dönmek üzereydi.
Az önc……
Dear Reader, we use the permissions associated with cookies to keep our website running smoothly and to provide you with personalized content that better meets your needs and ensure the best reading experience. At any time, you can change your permissions for the cookie settings below.
If you would like to learn more about our Cookie, you can click on Privacy Policy.
Waiting for the first comment……