Defneyazar23
Reads
2026TR- Aşk Kanunu [Bir çok çiftin olduğu bir kitaptır .] ‼️+25 🔥Şiddet , olumsuz öğeler, cinsel içerik içeren bir kitap olacaktır ‼️ Bazı sırlar yıllarca toprağın altında kalır.Ta ki kader, onları tek tek gün yüzüne çıkarana kadar...Mira, annesiyle birlikte Tayland'da büyüyen, hayatını sıradan sanan genç bir kadındır. Doğduğu günden beri babasının geçmişi hakkında tek bir şey bile bilmez. Ne kan kokan bir aşiretten, ne yıllardır süren bir düşmanlıktan, ne de kendisinin yasak bir aşkın meyvesi olduğundan haberdardır.Yirmi birinci yaş gününde babası ona tek bir gerçeği açıklar:"Ben Mardinliyim... Ve senin dönmen gereken bir evin var."Bu itiraf, Mira'nın bildiği bütün hayatı paramparça eder.Mardin'e attığı ilk adımda, taş konakların gölgesinde onu yıllardır bekleyen bir kader vardır.O kaderin adı...Mazlum Karadağ.Aşiretin en büyük oğlu...Soğukkanlı, sert, dövmeleri kadar derin yaraları olan bir adam...Bir bakışıyla adam susturan, tek sözüyle kan dökülen bir aşiretin geleceği...Mazlum, karşısındaki genç kadının düşman ailenin yıllarca saklanan kızı olduğunu bilmez.Mira ise yakışıklı yabancının, babasının en büyük düşmanının oğlu olduğundan habersizdir.Fakat bazı aşklar isimlerden önce kalpleri bulur.İki aileyi ayıran kan...İki kardeşi düşman eden geçmiş...Ve hiç tanımadığı ağabeyleri arasında sıkışıp kalan Mira...Aşk, bazen insanı yaşatır.Bazen de bir aşireti yeniden ateşe verir.Çünkü bazı sevdalar, yalnızca kalpleri değil... Koca bir coğrafyayı da karşısına alır.
Updated at
Reads
2026TR-Aşk Kanunu ( +25 Yetişkin İçerik: Şiddet, karanlık temalar, yüksek seviyede tutku ve yetişkin unsurlar içerir. ..)"Bir adamın kanıyla yazılan kader, bir kadının hırçınlığıyla yakılacaktı."Gelinlikle geldiğim bu yabancı memleketten, ayağımdaki çamurla, gecenin kör karanlığında yaka paça kaçıyordum.Ben Asya. Sevdim, sevildim, tuttum sevdiğimin elini Şırnak’a gelin geldim. Mutluluk dedikleri şey bu topraklarda birkaç aydan fazla sürmüyormuş. Kocam öldürüldü. Bir mezarı bile yok; cesedini bile vermediler bize. Acımı yaşamama izin vermeden, mezarsız kocamın toprağı soğumadan karşıma dikildiler. Allah’ın cezası töre yüzünden beni kocamın amcasının oğluna, o tehlikeli adama vermek istiyorlar.Ama unuttukları bir şey var: Kucağımda sımsıkı tuttuğum, kokusuyla hayata tutunduğum tenimden bir parça var. Henüz on aylık... Minicik elleriyle boynuma sarılan bir erkek bebek. Buradaki adıyla: Veliaht.Ferman... Şırnak’ın gölgesinde yükselen, yeraltı dünyasının ve kumarhanelerin tek hakimi. Acımasızlığıyla nam salmış, vücudundaki her bir dövmenin arkasına karanlık bir geçmiş gizlemiş, kontrol tutkunu bir adam. Bir gecede abisinin mirası ve aşiretin veliahtı olarak önüne konan bu evlilik, onun için reddedilemez bir yasa.Aşiret için o bebek sadece bir soy devamı, benim içinse ölen kocamdan kalan tek nefes. Ferman ise o çocuğu ve kaçmaya cüret eden gururumu söke söke almaya kararlı."Benden kaçabileceğini mi sandın Asya? Bu topraklarda atacağın her adım benim iznimden geçer. O çocuk benim kanım, sen ise artık benim töremsin.""Senin tören benim adımı yazabilir Ferman! Ama benim boyun eğeceğimi sanıyorsan, henüz bir Karadenizliyle tanışmamışsın demektir."Kuralların kanla çizildiği bir coğrafyada; karanlık masaların, tekinsiz arzuların ve tehlikeli hesaplaşmaların gölgesinde iki sert mizaç karşı karşıya geliyor. Kaçışla başlayan bu tehlikeli oyun, tutkunun ve nefretin sınırlarını zorlayan yakıcı bir çatışmaya dönüşecek.
Updated at
Reads
🔥Bu roman; yüksek düzeyde karanlık tema, yoğun şiddet unsurları, kan davaları, silahlı çatışmalar, psikolojik baskı ve yetişkinlere yönelik (detaylı cinsel içerik / +25) sahneler barındırmaktadır.🔥Karakterler arasındaki güç dengesizliği, zorla evlendirilme/beşik kertmesi teması, travmatik geçmişler ve sert diyaloglar hikayenin merkezinde yer alır.‼️Hassas okurlarımızın bu unsurları göz önünde bulundurarak okumaya başlaması önemle tavsiye edilir‼️‼️Kader, daha o kundaktayken iki dosta bir yemin ettirmişti. Batıkan Aşireti’nin ağası Hüseyin’in kızı ile Hejanların acımasız, kan kokulu topraklarında büyüyen Kartal Hejan... Aralarındaki on iki kocaman yılın, korkunun ve törenin gölgesinde yazılmış bir beşik kertmesiydi onlarınki.Zeliş, annesini doğumda kaybetmişti; onu hayatta tutan, üç yaşında ellerinden tutup Malatya’ya kaçıran süt annesi Zelal Hanım olmuştu. Babası Hüseyin Ağa uzaktan uzağa kızının hasretiyle yanıp tutuşsa da, Zeliş yıllarca o sert dağlardan ve Kartal’ın adından uzakta, kendi ayakları üstünde büyümüştü. Ta ki o güne kadar...On sekiz yaşına basar basmaz, Hejan aşiretinin o vahşi ve merhametsiz lideri Kartal, verdiği sözü almak için kapıya dayanana dek her şey masumdu. Kartal için Zeliş, yıllardır beklediği kutsal bir emanetti; kaçılabilecek, reddedilebilecek bir yemin asla değildi.Zeliş, adını bile ezberlemek istemediği o adamın karısı olmaktansa, gelinliğini ateşe verip dağlara kaçmayı seçti. Bilmediği tek şey vardı: Kartal, avını asla elinden kaçırmazdı.Şimdi iki düşman aşiretin eşiğinde, yaş farkının yarattığı o tehlikeli otorite ve nefretle harmanlanan bir kaçış başladı. Biri kural tanımayan asi bir kız, diğeri can alıp can veren korkunç bir vahşi...
Updated at
Reads
ÖNEMLİ UYARI (+25):Bu eser yetişkin okuyucular içindir. Hikaye kurgusu gereği; fiziksel ve psikolojik şiddet, cinsel saldırı/istismar, ağır travmatik temalar ve olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar barındırmaktadır. Okuyucu inisiyatifi ve hassasiyeti tavsiye edilir. ‼️‼️‼️‼️‼️‼️🔞🔞🔞🔞🔞🔞🔞🔞‼️‼️‼️"Bir kurdun dişleri arasına düşen ceylan, avcısının gözlerindeki karanlığı asla aşk sanmamalıydı."Yıllar önce babasından çalınanların bedelini ödetmek için yemin etmişti Kurt. Merhametini gömdüğü gün, kalbinin yerine soğuk bir hançer koymuştu. İntikam planı kusursuzdu; düşmanının canını en çok nerede yakacağını biliyordu: Gözünden bile sakındığı biricik kızında.Ahu… İsmi gibi narin, hayatın kirinden uzakta, kendi masalında yaşayan bir peri kızı.Kurt onun dünyasına bir kurtarıcı kılığında sızdı. Dokunuşlarıyla tenini yaktı, fısıltılarıyla aklını çeldi, onu kendisine delicesine aşık etti. Ahu, kendini teslim ettiği o güçlü kolların aslında kendi mezarı olduğunu bilmiyordu. Onun için her öpücük bir adanıştı; Kurt içinse yalnızca son vuruştan önceki son hamle.Ve o gece geldiğinde… Tenlerin tenlere karıştığı, fırtınanın koptuğu o tek gecenin sabahında Kurt, arkasında ne bir açıklama ne de bir veda bıraktı. Sadece paramparça edilmiş bir kalp ve ortada bırakılmış bir enkaz.Fakat Kurt’un hesaba katmadığı tek bir şey vardı:Bir kalbi kırmak kolaydı, ama o kırıkların kendi ruhunu da kanatacağını nereden bilecekti?"Seni sevmek bir intihardı Ahu... Ve ben, tetiği senin parmaklarınla çektim."
Updated at
Reads
❗❗Gerçek bir hayat hikayesidir . İsimler ve mekan değiştirilmiştir sadece . Şiddet ve olumsuz öğeler içeren bölümler olacaktır . ❗❗BİR DAĞIN KALBİNDE KARDELENKardelen...Dağların arasında büyüyen, uzun sarı saçları ve yeşil gözleriyle köyün dillere destan güzeli. Babasının sevgisinden mahrum, annesinin gözünde fazlalık, hayata tutunmaya çalışan genç bir kız...Ve Karahan...Hakkâri'nin en güçlü ailelerinden birinin oğlu. Yakışıklılığıyla kadınların hayallerini süsleyen, sert mizacıyla erkeklerin çekindiği bir adam.Kardelen onu yıllarca uzaktan sevdi.Gizlice çizdiği resimlerde, kurduğu hayallerde, ettiği dualarda hep Karahan vardı.Ama Karahan'ın kalbi çoktan başka bir kadına aitti.Kader ise ikisine de farklı oyunlar hazırlıyordu.Bir yanda sevdiği kadından koparılan Karahan, diğer yanda sevdiği adam tarafından görülmeyi bekleyen Kardelen...Zorla kurulan bir evlilik, bitmeyen öfke, yarım kalmış aşklar ve yıllarca kanayan yaralar...Kardelen, uğruna her şeyi göze aldığı adamın karısı olduğunda hayallerinin gerçekleştiğini sanacaktı.Oysa bazı kavuşmalar mutlu son değil, felaketin başlangıcıydı.Çünkü Karahan'ın kalbinde Kardelen'e ait tek bir köşe yoktu.Ve Kardelen, sevmenin bazen insanı yaşatmadığını, yavaş yavaş tükettiğini çok acı bir şekilde öğrenecekti.Dağların arasında filizlenen bu hikâyede aşk kadar gözyaşı, umut kadar hayal kırıklığı vardı.Bazı kadınlar sevdikleri adamın kalbini kazanır.Bazıları ise o kalbin dışında yaşamayı öğrenmek zorunda kalır.Kardelen'in hikâyesi işte tam da buydu...
Updated at
Reads
"Lan gönderdiğin kız bakire çıktı mal herif!" "Ne?!" "Saçmalama oğlum ne bakiresi!" "Lan yalan mı söylüyorum amına koyayım!"Celal telefonda bağırırken, Ferman’ın kaşları çatıldı. Sinir damarları alnında belirginleşti.Celal hâlâ konuşuyordu ama Ferman artık dinlemiyordu.Celal döndü durdu etrafında "Kapat döneceğim kapat!"Ferman sinirle kapattı.Odanın içinde ağır bir sessizlik çöktü.Yavaşça başını çevirip yatağa baktı.Uyuyan kıza.Bir hayat kadını için fazla... fazlaydı.Abartı makyaj yoktu. Hatta neredeyse hiç yoktu.Yüzü tertemizdi.Uzun kirpikleri yanağına gölge düşürüyordu.Gözleri kapalıydı ama belli oluyordu... açıldığında yakacak cinstendi.Dudakları dolgun ama doğal.Kıvırcık saçları yastığa dağılmıştı.İpek gibi...Ferman’ın çenesi kasıldı. "Bu ne lan şimdi..." diye mırıldandı kendi kendine.Tam o sırada telefon yine çaldı.Celal.Sinirle açtı. "Oğlum o başka kız lan. Dün gelen kız beklemiş seni anlamışsın kapıdan!"Ferman dondu.Bir anlığına nefes almayı unuttu.Odanın içi daraldı sanki. "Senin tipini sikeyim Celal..." dedi dişlerinin arasından.Telefonu kapattı.Bakışları tekrar kıza kaydı.Bu sefer farklı baktı.Daha dikkatli.Daha sert.Ve biraz da... sorun arar gibi.Tam o anda kız hafifçe kıpırdandı.Kaşları çatıldı.Başını tuttu. "Ahhh... başım…"Gözlerini zorla araladı. "Neredeyim ben..."Ferman kımıldamadı.Sadece izledi.Kız doğrulmaya çalıştı ama başı döndü.Etrafa baktı.Yabancı bir oda.Yabancı bir yatak.Ve…Adam.Bakışları Ferman’a kilitlendi.Bir saniye.İki saniye.Sonra gözleri büyüdü.Şok.Gerçek, tokat gibi yüzüne çarptı.Yatağa baktı.Kendine baktı.Nefesi hızlandı. "Ne oldu bana?!"Sesi titriyordu artık. "Kimsiniz siz?! Ne yaptınız bana?!"Ferman sonunda hareket etti.Yavaşça geriye yaslandı.Umursamaz gibi.Ama gözleri hâlâ kızın üzerindeydi. "Lan zorla mı yaptım..." dedi sertçe. "Sen girdin koynuma."Kızın yüzü bembeyaz kesildi."Saçmalamayın!" diye bağırdı. "Ben sizi tanımıyorum bile!"Ferman’ın gözleri karardı."Ben de seni tanımıyorum zaten. "Oda tekrar gerildi.Kız nefes nefese kaldı.Ellerini kendine çekti.Sanki kendini korumaya çalışıyordu."Ben... ben buraya nasıl geldim... "Sesi bu sefer daha kısık çıktı.Daha korkulu.Ferman cevap vermedi hemen.Gözlerini ondan ayırmadan konuştu. "Onu ben de öğrenmek istiyorum zaten. "Kızın gözlerinden yaşlar dolmaya başladı.Ama ağlamadı.Yuttu.Güçlü durmaya çalıştı.Ferman bunu fark etti.Ve ilk defa… kaşları hafifçe kalktı. "Demek öyle…" diye geçirdi içinden. "Bu kız… sandığım gibi değil."Ama yine de sesi sert çıktı:"Ağlayacaksan ağlama. Bu numaralar bana sökmez."Kız gözlerini silmedi bile.Sadece baktı ona.Dik.Korkusuna rağmen. "Sen , sen bana bir şey içirdin …" dedi kısık ama net bir sesle. "Ama bunu kanıtlayınca kork benden.."Durdu.Yutkundu.Ama geri adım atmadı.Ferman hafifçe sırıttı.Tehlikeli bir sırıtıştı bu."Varsa ne yapacaksın?"O an odadaki hava değişti.İkisi de fark etti.Bu artık sadece bir yanlış anlaşılma değildi.Bu…Bir savaşın başlangıcıydı.
Updated at
Reads
Gece, Hakkari dağlarının üstüne ağır ağır çökerken, bazı kaderler çoktan yazılmıştı bile. İnsan bazen kendi hayatını yaşamazdı; ona miras bırakılan acıları taşırdı sadece. Benim payıma düşen ise bir kadının gözlerindeki yas ve kardeşimin kanıyla mühürlenmiş bir emanetti. O gece Yusuf toprağa verilirken, ben daha mezarın başında anlamıştım… bazı yeminler kırılmazdı, ama bazıları insanın kalbini paramparça ederdi. Ve ben, kardeşimin sevdiği kadına bakarken, hayatımın artık bana ait olmadığını ilk kez o an hissetmiştim.
Updated at
Reads
Barut , yakışıklı ama bir o kadar sert ve soğuk bir adamdı. İri yapılı, kaslı bedeni ve keskin bakışlarıyla etrafındakileri kolayca etkilerdi, ama çoğu kişi onun içine giremeyeceğini bilir, yaklaşamazdı. Hayatı, motor ya da arabalarla çevrili metal ve yağ kokusu arasında şekillenmişti; duygularını çoğu zaman eldivenli elleriyle bastırır, kimseye kolay kolay güvenmezdi.Karşısında duran Açelya ise tamamen başka bir dünyadan gelmişti. Saman sarısı saçları, şımarık gülüşü ve zenginliğinin getirdiği özgüveniyle, Barut'un katı ve düzenli dünyasına adeta bir fırtına gibi girdi. O, hayatı eğlenceli ve kolay alınmış bir hediye gibi görüyordu; kuralları hiçe saymakta ve sınırları zorlamakta ustaydı.Bu ikisi, farklı dünyaların insanlarıydı: Biri paslı ve sert, gerçeklerle dolu; diğeri parlak, dikkat çeken ve her an kırılabilecek bir pırlanta gibi. Ama kader, onları bir araya getirmişti ve hiçbir güç bu karşılaşmayı geri çeviremezdi.
Updated at
Reads
Şırnak'ın suskun sokaklarında yankılanan bir hikâye bu…Aşkın, ihanetin ve intikamın iç içe geçtiği bir yangın.İki amca oğlu…İnanç Şehzadeoğlu ve Demirkan Şehzadeoğlu.Biri, bir kadının kalbini oyuncak gibi kırabilecek kadar acımasız…Diğeri, geçmişin hesabını sormak için yanıp tutuşan bir adam.Ve bir kadın…Meyra.Sevmeyi bilmeyen bir adama, hayatını verecek kadar körkütük âşık olan bir kadın.İnanç’ın yalanlarına, dokunuşlarına, sahte sevgisine inanacak kadar saf…Ve bir gecede terk edilecek kadar yalnız.Ama bu hikâye sadece bir aşkın ölümü değil…Bu, bir adamın intikam yemini ettiği, bir kadının küllerinden doğacağı bir hikâye.Demirkan, Meyra’yı gördüğü günSadece bir kadını değil…İnanç’ın en büyük zaafını buldu.Aşkın yerini nefret alırken,Geçmişin hesabı kanla mı ödenecek,Yoksa kalpler yeniden mi yazılacak?Çünkü bazı aşklar…Ya öldürür,Ya da yeniden yaratır....
Updated at
Reads
Kül Olan Bekleyiş kitabının ikinci serisidir . Berfin ve Hazar'ın kızı , Şervan'ın üvey kızının hikayesidir. .. Ben Hasret.İsmimi söylediklerinde kimse hikâyemin ağırlığını bilmez. Çünkü bazı isimler, dışarıdan bakıldığında sıradan durur ama içine gömüldüğünüzde bir ömür taşınır.Ben Hasret…Huysuz babam Şervan’ın biricik üvey kızıyım. Onun sertliği, mesafesi, bazen bir bakışıyla bile insanın nefesini daraltan o ağır duruşu… çocukluğumun bir parçasıydı. Ama o sertliğin içinde bile bana ait bir düzen, bana ait bir koruma vardı. Onun sevgisi kolay değildi, gösterişli hiç değildi. Ama vardı. Bunu zamanla anladım.Ve ben Hazar’ın tatlı kızıyım.Hazar… beni “kızım” diye çağırdığında içimdeki bütün eksik parçaları tamamlamaya çalışan adam. Sanki dünyada bir yerim varmış gibi hissettiren, sesiyle bile insanın içini yumuşatan o baba. Onun yanında hiçbir şey eksik değildi; ne güven, ne şefkat, ne de aitlik hissi.İki baba…Biri sert bir dağ gibi, diğeri sıcak bir ev gibi.Ve ben, iki farklı kalbin ortasında büyümüş bir kız.Ama hayat, her zaman sevgiyle yazılmıyor.Ben Hasret…Üvey abimin öz annesinin intikamına kurban giden Hasret.Bu cümleyi söylemek bile boğazımda düğüm. Çünkü bazı insanlar bir olayın nedeni değildir… sadece sonuçtur. Ben de öyleydim. Bir öfkenin devamı, bir geçmişin kapanmamış defteri, yanlış zamanda doğru yerde duran bir isim.Üvey abim…Onun varlığı hayatımda bir çizgi gibiydi. Geçilemeyen, geri dönülemeyen, silinemeyen bir çizgi. Bazen sessizliği bile tehdit gibi hissedilen bir gölgeydi. Onun dünyasında ben neredeydim, bunu hiçbir zaman tam bilemedim. Ama onun dünyası, benim kaderimi şekillendirecek kadar büyüktü.Ve Merdan Ağa…Onun nefretiyle sınandım ben.Bazı insanlar severek değil, nefret ederek yönetir hayatı. Merdan Ağa da onlardan biriydi. Bakışlarında bir hüküm, sözlerinde bir ağırlık vardı. Sanki benim varlığım, çok daha önce yazılmış bir hesabın gecikmiş ödemesiydi.Ben ise sadece o hesabın içine düşen yanlış bir satırdım.Ama kimse şunu bilmez…Yanlış yazılan satırlar bile bazen en büyük hikâyeyi başlatır.Ben Hasret.Ve bu, benim istemeden içine doğduğum, ama sonunda en çok benim kanımın aktığı hikâye.
Updated at
Dear Reader, we use the permissions associated with cookies to keep our website running smoothly and to provide you with personalized content that better meets your needs and ensure the best reading experience. At any time, you can change your permissions for the cookie settings below.
If you would like to learn more about our Cookie, you can click on Privacy Policy.