Gündüzleri sanat okulunda yönetici, geceleri uyuşturucu kralı, herkesin korktuğu bir mafya. Sanatçı kimliğinin ardındaki gerçekleri gören bir kadına aşık olunca başına gelecekleri asla tahmin edemezdi. Sözde anaokulu öğretmeni olan bu kadın, ettiği intikam yemini uğruna herkesin canını yakarken, bu adama kıyabilir miydi? Buyrun, okuyup öğrenelim
Hayatta kalmak zaten yeterince zordu onun için. Aldığı yanlış kararları sonucu kendini tımarhanede buldu kadın. Şizofreni tanısı konulduğunda "hayat benimle dalga geçmenin yeni bir yolunu buldu." diye düşündü. Etrafındakiler yaşadıklarını bir bir anlattığında ise hayatının kendi zihninin bir oyunu olduğunu gördü. Yaşadım dediği hiçbir anısı gerçek değildi. Yaşadığını sandığı acı anılar bile birer birer koparıldı kadından, geriye sadece koca bir boşluk kaldı. Bu Koca boşlukta gerçek kimliğini arayan kayıp bir kadının hikayesini okumaya var mısınız? Yaşadığınız hayatı sorgulayın, ya hayatınız sanrılardan ibaretse?
Kan kokusunu alabiliyor musunuz? Damarların içinde süzülüşünü, sıcak ve haz uyandırıcı kokusunu... Claudia Mayer duyuyordu. Karşısında duran kadının narin, beyaz boynunda beliren o kalın damarı seçiyor ve içinden yavaşça akışını hissediyordu. Tek bir amacı vardı o kana sahip olup tadabilmek. O bir kan avcısıydı. Sizin deyiminizle bir vampir, lanetli bir insan. Kalbi soğuyalı uzun zaman olmuştu ve o ufak köylü kızı vahşi bir yaratığa dönüşmüştü. Kendisine yapılan bu lanetin sorumlusunun peşindeydi Claudia. Claudia Mayer kendisini dönüştüren adamın o taş kalbini sökmeye gidiyordu. Kin dolu bu vampir yoluna çıkan herkesi öldürecekti. Hem de hiç acımadan...
Dear Reader, we use the permissions associated with cookies to keep our website running smoothly and to provide you with personalized content that better meets your needs and ensure the best reading experience. At any time, you can change your permissions for the cookie settings below.
If you would like to learn more about our Cookie, you can click on Privacy Policy.