KARTAL YUVASI
READING AGE 18+
Üç yıl önce
Salonun içindeki hava; ter, deri ve hırs kokuyordu. "Kartal Yuvası" spor salonunun ringinde Umay, babası ve aynı zamanda antrenörü olan eski şampiyon Yavuz Kurt ile son antrenmanını yapıyordu. Yavuz Bey, elindeki darbe yastıklarını Umay’ın
seri yumruklarına karşı tutarken gözlerindeki gurur okunuyordu.
"Gardını düşürme Umay! Bir general, sadece saldırırken değil, en çok beklerken tehlikelidir," diye gürledi babası.
Umay, babasının talimatıyla milimetrik bir kaçış yapıp kusursuz bir kontra çıkardı. O an, ikisi de Umay’ın profesyonel arenada "General" lakabıyla dünya şampiyonluğuna yürüyeceğinden emindi. Ancak o akşamın sonunda, salonun kapısından giren o siyah zarf her şeyi değiştirecekti.
Babasının yıllardır sakladığı kalp rahatsızlığı, salonun bitmek bilmeyen borçları ve gelen icra ihbarlarının yarattığı stresle birleşince, Yavuz Kurt o gece ringin hemen kenarında, kızının kollarında son nefesini verdi. Son sözü sadece bir fısıltıydı: "Sancak’ı ve yuvayı koru..."
Günümüz
Umay, üzerine sinmiş olan depo kokusunu çıkarmak istercesine yüzüne soğuk su çarptı. Aynadaki yansımasına baktı. Gözlerindeki o eski ateş sönmüş, yerini yorgun bir küle bırakmıştı. Babasının cenazesinden bir gün sonra eldivenlerini o paslı dolaba kilitlemiş ve bir daha eline almamıştı.antremanı bırakmamış düzenli antrenman yapsada babası ile çalıştığı eldivenleri eline almamıştı eldivenler babasının eldivenleri hatırasıydı gerçek ringlere dönmededen eline almayıda düşünmedi
Cebinden buruşmuş bir kağıt çıkardı. Sancak'ın son birkaç aydır eve gelmeyen paraları, ödenmeyen elektrik faturaları ve salonun üzerine çöken o devasa borç dağı... Sancak, babasının mirasını kurtarmak adına "daha hızlı para" vaatlerine kanmıştı. Umay, abisinin iyi niyetli ama saf ruhunun bu karanlık şehirde nasıl harcandığını biliyordu.
"Yuvayı koru demiştin baba," diye fısıldadı boş banyoya. "Ama yuva yanıyor."
Dışarı çıktığında, salonun eski, boyası dökülmüş tabelasına baktı. İçeriden gelen yumruk seslerini duyabiliyordu. Ama bu sesler bir sporcunun ritmik vuruşları değil, bir çaresizin son çırpınışlarıydı. Sancak içerideydi ve Umay, abisinin bu gece sadece antrenman yapmadığını, hayatlarının en büyük kumarına çoktan oturduğunu hissedebiliyordu.
Umay, deponun ağır işçi kıyafetlerini üzerinden çıkarıp eski, gri kapüşonlusunu giydi. O an henüz bilmiyordu ama babasının vasiyetini tutmak için, babasının ona yasakladığı o karanlık yola girmek üzereydi.
Unfold
Yaman Karahan
Lansman gecesi, Umay’ın kolumda bir zafer anıtı gibi duruşu, şehrin tüm elitlerini büyülemişti. Ama içimdeki o kibirli adam, onun dudaklarıma koyduğu o narin parmağın izini ve sunduğu şartı hazmedemiyordu. Evet, raundu kaybetmiştim. Sancak’ın borç senetlerini o gece herkesin gözü önünde şömineye attım. Ama Umay Kurt’u……
Dear Reader, we use the permissions associated with cookies to keep our website running smoothly and to provide you with personalized content that better meets your needs and ensure the best reading experience. At any time, you can change your permissions for the cookie settings below.
If you would like to learn more about our Cookie, you can click on Privacy Policy.
Waiting for the first comment……