Milana Alekber
Reads
Tam köşeyi döndüğüm anda ona çarptım. Gözlerim istemsizce yukarı kalktı ve karşımdaki adamın keskin bakışlarına kilitlendim. Ali... Beni Baku’de görmüştü. Ama şimdi, burada, farklı bir yüzle ona bakıyordum. Farklı bir benle. Oysa o gözler... Sanki içime kadar işliyordu. Onun yüzünde de bir şaşkınlık vardı; tanıyormuş gibi ama çıkaramıyormuş gibi. Ama bilmediği bir gerçek vardı ki o beni gerçekten tanıyordu. Hem de kalbini kaptıracak kadar."Affedersin," dedim, erkek gibi sert bir sesle. Kalbim deli gibi atıyordu. İçimden sadece bir dua geçiyordu: Lütfen beni tanıma. Lütfen bu yüzü hatırlama.Ali bir adım geri çekildi, kaşlarını hafifçe çattı. Gözlerini yüzümde gezdirdi. "Bir yerden tanıyor muyum seni?" dedi, sesi dikkatle doluydu. Beni baştan aşağı süzmesi, boğazıma bir düğüm oturttu. Derin bir nefes alıp, bakışlarımı ondan kaçırarak cevap verdim."Sanmam," dedim, gözlerim hâlâ kaçak, "Ben... sizi daha önce hiç görmedim." Hemen uzaklaşmaya çalıştım ama Ali duraklamıştı. Onun bakışları sırtımda ağır bir yük gibi dururken, sokak boyunca adımlarımı hızlandırdım. Ne yaparsam yapayım, o beni fark edecek diye içimden geçen bu korku, her adımda beni yutuyordu.Umarım bir daha karşılaşmazdık, umarım bir daha onu görmezdim. Yoksa gerçek kimliğim ifşa olur ve ben...
Updated at
Reads
(Tanıtım) Ben Firuze Arslanoğlu. İntihara kalkıştığımda 34 yaşım vardı. Kocamın beni aldatması üzerine intihar girişiminde bulundum, ama ölemedim. Ve dahası uyandığımda yıllar geri gitmişti.Aynı yaşta ve aynı pozisyonda değildim. Çünkü Mardinli bir ailenin evinde yaşayan genç bir kız olarak kendimi buldum. Evet, yeni bir hayatım olmuştu. Hayata yeniden başlamak için ikinci bir şansım vardı. Ama bu hiç kolay olmayacaktı. Hayatımın aşkıyla karşılacak ve zorlukların üstesinden gelmeli olacaktım. Eski hayatından fragman Bir odaya girdik ve evin sahibi beni içeri itekledi ve odanın tam ortasına yığıldım. Dizlerim çok acımıştı. Ardından kapını kapatıp anahtarı da cebine koydu ve üzerime doğru gelmeye başlamıştı. Hemen üzerime gelip dudaklarımı öpmeye başladı. Öyle ki hem bu adam ilk öpücüğümü çalmıştı, hem de beni nefessiz bırakmıştı. Ne kadar çabalasam da bu adama karşı koyamıyordum. Beni sürüyerek yatağa fırlatdı. Sırtım yatakla buluşunca o da üstüme abandı ve üstümdekileri çıkarmaya başlamıştı. Ne kadar karşı koysam da, debelensem de hiç bir faydası olmamıştı. Göz yaşlarımsa sel misali akıyordu. Bazen dudaklarını kendimden koparıp bağırıp yardım istiyordum. Ama bana kimsenin yardıma gelmeyeceğinin farkındaydım. Fakat bir ümit belki kimse insafa gelir diye altında çaresizce debeleniyordum. Ve o korkunç an gelmişti. O da pantolunun çıkardığında bana dokunan şeyle ürpermiştim. Hayatımda yaşayacağım ilk deneyimin böyle tecavüze uğrayarak olacağını hiç düşünmemiştim. Bu aşağılık herif benim ilklerimi çalıyordu üstelik iznim dahi olmadan... İntihar girişiminden sonra 10 yıl geri giderek kazandığı yeni hayat Odamdan çıkıp aşağı avluya doğru gitme kararı aldım. Ama merdivenleri düşerken aniden bir adama çarptım. Boyu uzun olduğu içim kafam göğsüne çarpmıştı. Kasla kaplı olan göğsü başımda sert bir zemine çarpma etkisi yaratmıştı. Yüzüne bakmak için başımı yukarı kaldırdığımda koyu kahverengi gözlerle bana bakan esmer tenli bir adam gördüm. Beni ilk defa gören biri gibi dikkatle izliyordu. Bu adam da kimdi? Acaba bu hangi akrabamdı? Kim olduğunu bilmiyordum, ama gerçekten de yakışıklı bir adamdı. Mardinin esmer güzeli de denilebilirdi. Bu adama bakıp hayallere dalmışken abimin sesini duydum. "Kardeşimle de tanışmışsın Boran." dedi ve ikimizin de yanına geldi. "Firuze bu benim arkadaşım Boran Kızılay. Uzun zamandır burada yoktu. Ama artık buralarda. Hatırlıyormusun küçükken bizimle oynardın" dedi ve hemen yüzüm hatırlamadığımı belirten bir surat aldı. "Afedersin kardeşim. Hatırlamadığını unutmuşum. Evet Boran bu da benim kardeşim Firuze. Ama hafızasını kaybetmiş durumda"
Updated at
Reads
#2026TR-İlle de Sen AŞKIN BEDELİ:BERDEL (+18) kitabının devam serisidir. İki kitabı birbirinden bağımsız okumanız mümkündür. Yaman Karaman'ın hikayesi anlatılacaktır. Tabii bazı eski karakterler de olacak. “Bunu neden yaptın?” Adamın sesi acı ve öfke doluydu. “Beni kurtaracağını mı sandın? O yalanla kendini yaktın, Lavin!” "Ben yanmaya razıyım, Yaman. Yeter ki sen kurtul!” Bir adım attı ona doğru, dokunmak istedi ama yapamadı. “Onlar seni içerde çürütmek istiyor, ben buna izin veremem!” “Benim hayatım zaten bitmişti. Sen neyi kurtardığını sanıyorsun? Nasıl cinayet saatinde birlikte olduğumuzu söylersin! Neden?” "Çünkü ben seni seviyorum!" Ve şimdi bu müebbetin bitmesi için biri aşkı öğrenecek, diğeri sevmeyi yeniden hatırlayacaktı. "KALBİMDEKİ MAHKUM" Artık Dreame'de. Sadece duygularından kaçamayanlar için.
Updated at
Reads
#2025TR- AŞK NÖBETİ❤️ “Dudaklarına dokunmak istiyorum…” diye fısıldadı Demir. Parmak uçları yavaşça Hazan’ın dudaklarında gezinirken, toprağın sert kokusu ve geceyi sarmalayan karanlık arasında kadının dudaklarına bulaşmış toprak tadı, Demir için bile eşsiz geliyordu. Hazan’ın nefesi adeta kesilmişti. Diliyle istemsizce dudaklarını yaladığında, Demir’in bakışları daha da karardı. “Sen nişanlısın Demir… ve ben de…” diye mırıldandı Hazan, nefesi kelimelere sığmazken. Ama Demir onu susturmanın yolunu biliyordu. Bir an bile tereddüt etmeden dudaklarını kavradı. O baldan tatlı dudakların tadını içine çekerken, sanki hayatının eksik kalan nefesini tamamlıyordu. Öpüşürken zaman durmuş gibiydi. İkisinin de aklı başından gitmiş, kalplerinin deli atışı bütün ormanı inletir gibi olmuştu. Arının çiçekten aldığı şerbet misali, Demir Hazan’dan aldığı tadı bırakmak istemiyordu. Dudakları, nefesi, varlığı… her şeyi bağımlılık gibiydi artık. Kendini kaybetmiş bir adamın çaresizliğiyle, tutkuyla sarıldı ona.
Updated at
Reads
Yanlış katilin peşine düşmekle başlayan bir intikam hikayesi. Kardeşinin katilini bulup ondan intikam almak yerine katil olarak anılan kişinin kardeşinden acısını çıkan Çakır ve Leylanın acı ve bir o kadar da şehvet dolu hikayesi. " Boşanmak istemiyorsan bana hava hoş," dedi Çakır kanapeye sırtını yasladı. "Şartını söyle Allah’ın cezası," bıkkın şekilde Leyla konuştu. Çünkü bir dakika daha bu ikiyüzlü adamı görmek istemiyordu. Üç aydır tanıdığı, ona aşık adam gitmiş, yerine kaba saba biri gelmişti. Ama her şeyden önemlisi, Leyla bu adamla aynı odada nefes bile paylaşmak istemiyordu. Duyduğu ile yüzü güldü Çakır’ın. Çünkü onu boşanana kadar hayatından bezdirecekti. Leyla’nın sabrı test edilmek üzereydi. " Kolay, merak etme. İki yıl boyunca benim evimde hizmetçilik yapacak, bana yemek yapacak, bulaşıklarımı yıkayacak, misafirlerime hizmet edecek, kısacası evimin ve benim her ihtiyacımı karşılayacaksın." " Başka arzun kaldıysa söyle," dedi Leyla. Duyduklarının getirdiği sinirle gülmeye başlamıştı artık. " Hayır. Olursa yeni şart belirtirim." " Sen delirdin galiba. İki yıl daha senin yüzünü görmek istemiyorum ben." " Boşanmak istiyorsan kabul edeceksin. Yoksa abin o hapishanede geberip gider. Sence öldüremez miyim onu?" " Yapamazsın." dedi Leyla. Başını sağa sola döndürüp. Abisine bir şey olursa yaşamanın ne anlamı kalırdı ki. " Dene de gör. Ha bir de unuttum. Ben yalnız yaşamıyorum." " Bana ne kimle yaşıyorsun. Ayılarla yaşa sen. Dağ ayısı." " Yok. Ayı değil. Güzel biri. Sevgilimle yaşıyorum. Yani ikimize de hizmet edeceksin."
Updated at
Reads
#2025TR- AŞK NÖBETİ❤️ Aynı şehirde kaderleri kesişen iki insan… Biri, ölümle burun buruna görev yapan bir asker: Hayalet lakaplı Astsubay Kaya Soykan, diğeri savaşın gölgesinde yaraları saran bir hemşire: Derya Türkmen... Düşman işgalinden kurtarılan bir şehirde, ölümle yaşam arasındaki çizgide başlayan bir sevda. Ve bir soru: “Ölümüne aşk nedir?” Vatan için mi ölünmeli, yoksa aşk için mi? Vatan aşkı uğruna şehit düşen ve ceseti bile bulunamayan bir kahraman: Kaya Soykan. Geride kalan ise, sadece bir künye ve onun emaneti olan küçük bir çocuk… Derya, “şehit eşi” unvanıyla hayata tutunmaya çalışırken, yüreğinde dinmeyen bir acı ve geçmişin gölgesinden gelen cevaplarla yüzleşmek zorunda kalacak. Çünkü bazen, ölüm bile bir aşkı durduramaz. Bu hikâyede aşk da var, savaş da… Vatan da var, fedakârlık da… Ve bir annenin yüreğinde yıllarca sakladığı o tek umut: eşinin bir gün çıkıp gelmesi... Okuyucuyu kalbinin derinliklerine çekecek bir aşk ve vatan hikayesi…
Updated at
Reads
O gün kimse başına geleceklerden haberdar değildi. Her şey sıradan başlamıştı; ben, arkadaşlarım, ve diğer insanlar... Hepimiz günlük rutinlerimize devam ediyorduk. Ben de her zamanki gibi işe gitmiş, tamirhanede çalışıyordum. Hayatın bildiği gibi akıp gittiğini sanıyordum, ta ki o uğursuz ses duyulana kadar. O an ne olduğunu anlayamadan bir darbe hissettim ve yere yığıldım. Gözlerimi açtığımda, zamanın ne kadar geçtiğine dair en ufak bir fikrim yoktu. Etrafımda her şey dağılmış, parçalanmıştı. Yanımda arabalar darmadağın olmuş, etraf sessizlikle kaplanmıştı. Kendimi bir arabanın yanında buldum, ama ne olmuştu? Şok içindeydim. Arkadaşım, beni uyanmaya çalışıyordu, ama gördüğüm manzara karşısında kendime gelmek zor oldu. Burası tamirhane olduğu için, ilk başta hasarı alanların sadece arabalar olduğunu düşündüm. Fakat o anda fark ettim ki, zarar gören sadece metal yığını değildi. Arabalar bir şekilde tamir edilir, düzeltilirdi belki... Ama peki ya verdiğimiz hayat mücadelesi? İşte onu zaman gösterecekti. Her şeyin altüst olduğu o an, bizim de içimizde onarılmaz yaralar bırakmıştı.
Updated at
Reads
"Sen de bir kurbansın, öyle mi?" dedi Aziz Cihan, sesi alay doluydu. "Ama ben bu kurbanlığın bedelini ödemek zorunda değilim. Bu evlilik, benim için hiçbir şey ifade etmiyor."Aziz odadan çıkarken, Marin titreyen bir nefes aldı. Yalnızlık ve korkunun içine gömülmüştü. Bu evlilik, sadece iki yabancının bir araya gelmesi değil, iki hayatın da karanlık bir zincire vurulmasıydı.
Updated at
Reads
TANITIM "Özür dilerim, Mira. Seninle evlenemem ve bu çocuk da doğamaz," dedi ve son bir itişle, beni aşağıya doğru savurdu. O an, o itişle bedenim bir kez daha kırıldı. Ama ruhum, içimdeki annelik sevgisiyle hiç olmadığı korkuyla kaplanmıştı. Yaşamak mı, yoksa çocuğumun yaşaması mı? Sadece birini seçmek zorunda kalsam, kesinlikle çocuğumun yaşamasını isterdim. Ama işte, benim gözlerim kapandı. O an, hissettiğim tek şey acıydı. Affet beni, bebeğim, dedim içimden, Seni koruyamadım ama… İntikamını alacağım.
Updated at
Reads
1 yıl önce Yine 22 mart doğum günü için hazırlanmışdım. Üniversitede okuduğum için ailemden uzakda yaşıyordum. Okul çıkışı akşama doğru arkadaşlarımla doğum günümü kutlayacaktım. Güzelce hazırlanıb okula hazırlandım. Zamanında üniversiteye yetişdim. Derslerim bitdikden sonra arkadaşlarla sözleşdiyimiz yerdə buluşmak için kafeye gidicekdim. Fakat çıkışda birden karşımda biri durub gitmeme izin vermedi.Ne olduğunu anlamadan başımı yukarı kaldırdım ve uzun boylu, esmer tenli, küçük kıvırcık saçlı, yüzünde gülücükle bana bakan yakışıklı bir erkek elinde de bir buket çiçek gördüm.
Updated at
Dear Reader, we use the permissions associated with cookies to keep our website running smoothly and to provide you with personalized content that better meets your needs and ensure the best reading experience. At any time, you can change your permissions for the cookie settings below.
If you would like to learn more about our Cookie, you can click on Privacy Policy.