DİCLE'NİN ATEŞİ
Reads
Bu hikâye, Mardin’in taş sokaklarında başlayan, geçmişin yaralarıyla yoğrulan ama sevgiyle yeniden şekillenen iki kalbin hikâyesi…
Baran…
Sert görünen, az konuşan, duygularını içine gömen bir adam. Ailesine karşı sorumlulukları omuzlarına genç yaşta yüklenmiş, hayatta güçlü durmayı öğrenmiş. İnsanlara kolay güvenmeyen, sevgisini sözlerle değil, davranışlarıyla gösteren biri. Dışarıdan bakıldığında soğuk, mesafeli ve biraz da korkutucu bulunur. Ama onu gerçekten tanıyanlar bilir: Baran’ın kalbi, sessizliğinden çok daha derin ve sadıktır.
Dicle…
İnce ruhlu, duygularını saklayamayan, kalbi yüzünden okunan bir kadın. Hayatı erken yaşta ona yalnızlığı öğretmiştir. Ailesiz büyümenin eksikliğini içinde taşısa da kırılganlığına rağmen güçlü kalmayı başarmıştır. Bazen bir bakışıyla konuşur, bazen susarak en çok şeyi anlatır. Sevmekten korkmaz ama kaybetmekten çok korkar.
Onların yolları, ikisinin de hazır olmadığını düşündüğü bir anda kesişir.
Baran için Dicle, uzun zamandır unuttuğu bir duyguyu hatırlatır: Huzuru.
Dicle için Baran, ilk kez “güvendeyim” diyebildiği bir limandır.
Ama bu hikâye sadece romantik bir aşk hikâyesi değildir.
Bu hikâyede;
geçmişin gölgeleri,
aile bağları,
kıskançlıklar,
yanlış anlaşılmalar,
suskunluklar,
ve söylenemeyen cümleler vardır.
Baran bazen sevgisini nasıl göstereceğini bilemez, kırar…
Dicle bazen fazla susar, içine atar…
Ama ne olursa olsun, yolları ne kadar ayrılmaya yaklaşırsa yaklaşsın, kalpleri hep aynı yere döner.
Mardin sokaklarında yürürken edilen küçük kavgalar, gecenin bir yarısı edilen barışmalar, bir bakışta anlaşılan cümleler, sessizce tutulan eller…
Ve zamanla büyüyen bir hayal:
Birlikte kurulan bir gelecek…
Bir ev…
Bir çocuk…
Bir isim…
Baran ve Dicle’nin hikâyesi;
Aşkın sadece güzel günlerde değil, zor zamanlarda da kalabilmek olduğunu,
sevmenin sahip olmak değil, korumak olduğunu,
iki yaralı insanın birbirine merhem olabileceğini anlatan bir hikâye.
Bu, iki kalbin birbirini bulma hikâyesi…
Bu, Baran ve Dicle’nin hikâyesi. 🤍
Updated at