feride_yazar
Reads
Sokak lambasının aydınlatamadığı köşede, bir karaltı vardı. Duraksadım. Adımlarımı yavaşlattım. Yaklaştıkça bedenim gerildi. Birinin yerde yattığını gördüm. Önce evsiz biri sandım ama... hayır. Üstü başı darmadağınıktı, ama lüks bir ceketin parçaları, silah kabzası, ellerinde kurumuş kan… Bu adam sıradan biri değildi. Nefesimi tuttum. Yaralıydı. Ve hâlâ yaşıyordu. Göğsü belli belirsiz inip kalkıyordu. Sol tarafı kana bulanmıştı. Omzundan vurulmuş gibiydi ama başka yaralar da vardı. Adını bilmiyordum. Nereden geldiğini, kim olduğunu da. Ama doktor refleksiyle çantamdan hızlıca eldivenimi çıkardım. Yaklaştım, dizlerimin üzerine çöktüm. Yüzünü tam göremiyordum ama sert çizgiler vardı. Güçlü birine benziyordu. Ama o an ne gücü, ne kimliği önemliydi. Yaralıydı. Ve yardım istiyordu. “Burada ne yapıyorsun böyle?” diye sordum. Sesim istemsizce yumuşamıştı. Gözlerini araladı, bana baktı. Bakışları yorgundu ama içinde sönmemiş bir direnç vardı. “Beni kurtarabilecek misin?” dedi fısıltı gibi. O an tereddüt etmedim. “Doktorum,” dedim sadece. İsmini sormadım, benimkini de söylemedim. Şu an sadece yaşaması önemliydi. Çantamdan eldivenleri çıkardım, hemen küçük ilk yardım setimi hazırladım. Omzundan vurulmuştu ama başka kesikler de vardı. Kanı durdurmaya çalışırken titremediğime şaşırdım. Sanki reflekslerim beni çoktan harekete geçirmişti. “Yaraların ciddi ama şanslısın,” dedim, kendimce moral vermek ister gibi. Beni sadece izliyordu. Güvenmeye mecbur biri gibi. O an göz göze geldik. Gözlerinde ne korku ne panik vardı. Sanki yıllardır acıya alışmış biri gibi... ama o bakışlar bana tanıdık gelmedi. Onu daha önce hiç görmemiştim. Yardım istemek zordu, hele böyle bir adam için. Ama etmişti. Ve ben yardım ettim. Yavaşça kalkmasına yardım ettim, sağ kolunu omzuma doladım. Ağırdı, kan kaybı fazla olduğu için zor ayakta duruyordu ama beni itmedi. Sessizce yürüdük. “Beni hastaneye götürme,” dedi bir anda. Sert ama soluk bir tonla. Gözlerinde bir şeyler gizliydi. Kaçtığını, saklandığını o an anladım. Ve nedense sormadım. Sadece başımı salladım. Kendi evime götürdüm. Kapıyı açarken içimde ne bir korku vardı ne de bir pişmanlık. Sadece bir insanı kurtarmam gerekiyordu. Daha önce de benzer yaralı birini hayata döndürmüştüm, ama bu... bu farklıydı. Eve girer girmez onu koltuğa oturttum. Hemen tıbbi çantamı çıkardım. Sargılar, antiseptikler, dikiş seti... Yaralarını sessizlik içinde sardım. Sadece nefes sesi vardı. O bana güveniyordu. Ben de ona adını sormadan canını emanet almıştım. Her şey çok garipti. Birbirimizi tanımıyorduk ama orada, o gece, sessiz bir bağ kurulmuştu aramızda. “Burada güvendesin,” dedim. Gerçekten inanarak söyledim. Başını hafifçe bana çevirdi. Dudaklarında yorgun bir gölge vardı ama minnettarlık da vardı o ifadesinde. İkimiz de farkında değildik. O gece, sadece birini ölümden kurtarmamıştım. Kendi hayatımın gidişatını da bambaşka bir yöne çekmiştim. Adını bilmiyordum. Ama o yabancı, hayatımda en çok iz bırakacak kişi olacaktı.
Updated at
Reads
BERDEL'E MAHKUM OLANLAR kitabının ikinci serisi ŞEYDA &CİHANSevdiğim adam gözlerimin önünde o kadınla evliliği kabul etti. Benide sevmediğim ve tanımadığım bir adamla evlenmeye mahkum etti. Peki ne için o kız ölmesin diye, ya benim ölen ruhum ne olacaktı. Beni sevmediğini biliyordum ama bu kadar acımasız olacağını tahmin etmezdim. Evleneceğim adam Cihan peki o nasıl biri bana karşı iyimi olacak. Yoksa düşmanlık bitsin diye evleneceği bir kadından başka biri olmayacakmıyım onun için. Bir an içimdeki öfke ve kırgınlık birbirine karıştı. Sanki göğsümün ortasına oturmuş ağır bir taş vardı, nefes aldıkça daha da batıyordu. O an anladım ki benim için kimse bir şey feda etmeyecek, benim için kimse savaşmayacaktı. Ben sadece susturulacak, kaderine boyun eğecek bir kadındım onların gözünde.Cihan’ın adını her duyduğumda içimde hem bir korku hem de merak uyanıyordu. Onu tanımıyordum. Ne yüzünü doğru dürüst görmüştüm ne de sesini duymuştum. Tek bildiğim, töre uğruna, kan davası bitsin diye beni nikâh masasına oturtacak olan adamın o olduğu. Kalbim ürkekçe çarpıyordu; ya soğuk, sert, bana yabancı biri çıkarsa? Ya gözlerime bakmadan, sadece bir anlaşmanın parçasıymışım gibi davranırsa?Okuyup görelim
Updated at
Reads
" Senin şerefsiz oğlun kardeşimi kaçırdı. İnanın bana bunun bedeli ölüm olacak" Sesi soğuktu gözlerinde bir katilin şeytani parıltısı vardı. Abime çok kızgın görünüyordu."Orda durasın Sarvan ağa evime baskın yaparak ne elde etmeyi düşünüyorsun. madem ki oğlum kardeşini kaçırdı bunu töre ile halledeceğiz" bu ne demek oluyordu benimi verecekti o adama.ölürüm de evlenmezdim onunla. ben daha 20 yaşındayım. Ama bunun babam için bir önemi yoktu tabi onun istediği tek şey oğluna bir şey olmamasıydı.Sarvan ağanın gözleri beni buldu. Korkuyordum ondan kim korkmazdı ki Mardin'in en acımasız Ağasıydı. "Ağalar toplanacak ve karar verilecek Sarvan ağa" Abimin sesiyle her kes ona döndü. Yanında Sarvan ağanın kız kardeşi vardı. Gözlerim dolmaya başlamıştı abim bile benim o adama berdel olamama razı gelmişti. Kız kardeşini kaçırma sebebi de bu değilmiydi zaten. beni kurban vereceklerdi...
Updated at
Reads
"Bu işi neden istiyorsunuz Nehir Hanım?"Karşımdaki adamın sorusu odanın içinde ağır ağır süzülürken, bir an durup ciddiyetini tarttım. Savaş Karadağlı. İsmi gibi sert, keskin hatlı ve bakışlarıyla insanı olduğu yere çivileyen o adamlardan biriydi. Şık takım elbisesi, masasının üzerindeki pahalı kalemleri ve o mesafeli duruşuyla sanki başka bir evrenden bana bakıyordu. Bir insan neden asistan olmak isterdi ki? Dosya taşımak, kahve getirmek, birinin hayatını koordine etmek kimin çocukluk hayali olabilirdi?"Paraya ihtiyacım var," dedim, sesimdeki netliğe ben bile şaşırmıştım. O an sağ tarafımdan yükselen o ince, tiz ve son derece sinir bozucu kıkırtı kulak tırmalayıcı bir hal aldı. Yanımda oturan, isminin Pelin olduğunu öğrendiğim o kadın, sanki dünyanın en komik fıkrasını anlatmışım gibi ağzını eliyle kapatmış gülüyordu. Üzerindeki marka olduğu her halinden belli olan döpiyesine, bakımlı tırnaklarına ve o kibirli duruşuna baktım. Sanki o buraya hayır işi yapmaya gelmişti. Sanki ay sonunda hesabına yatacak o maaşa hiç ihtiyacı yokmuş gibi davranması, samimiyetsizliğin zirvesiydi.Gözlerimi Pelin’den ayırıp tekrar Savaş Bey’e çevirdim. "Komik bir şey mi söyledim?" diye sordum, sesimdeki sertleşmeyi gizleme gereği duymadan. Savaş Bey, dirseklerini masaya yaslamış, parmaklarını birbirine kenetlemişti. Bakışları Pelin’in üzerinde bir saniye bile oyalanmadı; doğrudan benim gözlerimin içine bakıyordu. O odada sanki sadece ikimiz vardık ve bu dürüstlük, ortamdaki suni havayı bir bıçak gibi kesmişti."Herkesin paraya ihtiyacı vardır Nehir Hanım," dedi Savaş Bey, sesi derin ve sakindi. "Ama buraya gelenler genelde kariyer hedeflerinden, şirketin vizyonuna duydukları hayranlıktan ya da ne kadar disiplinli olduklarından bahsederler. Siz ise... çok çiğ bir gerçekle girdiniz söze.""Çiğ ama gerçek," diye dikleştim oturduğum yerde. "Vizyon karın doyurmuyor Savaş Bey. Eğer size 'en büyük hayalim sizin randevularınızı ayarlamak' deseydim, bu sadece ikimizin de vaktini çalmak olurdu. Ben bu işi istiyorum çünkü faturalarımı ödemem gerekiyor. Ve faturalarımı ödemek zorunda olduğum için, bu işi dünyadaki herkesten daha ciddiye alacağım. Çünkü benim hata yapma lüksüm yok. Hata yaparsam aç kalırım. Yanınızdaki hanımefendi gibi hatayı bir 'deneyim' olarak göremem."Pelin’in gülümsemesi bıçakla kesilmiş gibi yüzünde dondu. Bakışlarındaki o alaycı parıltı, yerini öfke dolu bir şaşkınlığa bıraktı. Savaş Bey’in dudaklarında ise belirsiz, neredeyse hayalet gibi bir kıvrılma belirdi. Kalemini masanın üzerine bıraktı. O an, o soğuk ve mesafeli adamın zihninde bir şeylerin değiştiğini hissettim."Dürüstlük tehlikeli bir silahtır," dedi Savaş Bey, ayağa kalkarak camdan dışarı, şehrin karmaşasına baktı. "Bazen insanı vezir eder, bazen de kapının önüne koydurur. Ama en azından neyle karşı karşıya olduğumu bilirim." Arkasını dönüp bana baktığında, o gri gözlerinde ilk kez bir merak kırıntısı gördüm. "Peki Nehir Hanım, sadece para için her şeyi yapabilir misiniz? Mesela, az önce size gülen bu hanımefendiyi, şu an odadan çıkarmanızı istesem?"Pelin’in ağzı şaşkınlıkla açılırken ben yavaşça ayağa kalktım. Çantamın askısını omzuma taktım ve Pelin’e dönüp kapıyı işaret ettim. "Duydunuz," dedim, sesimdeki zafer duygusunu bastırmaya çalışarak. "Savaş Bey özel bir görüşme yapmak istiyor sanırım. Dışarıda beklersiniz... ya da bir kahve içersiniz, ne de olsa sizin vaktiniz çok, değil mi?"
Updated at
Reads
Her yer karanlıktı sahi neredeydim ben. En son öğretmenlik için atandığım şehir olan Hakkariye gelmiştim. Şimdiyse teröristlerin elinde bir esirdim. ne olacaktı ne yapacaklar bana. Korkuyorum çok korkuyorum ölecekmiydim yoksa dahamı kötü. "Kalk ayağa türk kızı gidiyorsun" dedi adam.Başımı hafifçe kaldırdım "nereye gidiyorum" sesim cılız çıkmıştı yaptıkları işkencelerden sonra ayakta duramaz haldeydim. "Ölüme gidiyorsun öğretmen. Güzelliğine yazık olacak eglenirdik belki seninle ama ölümün çabuk olacakmış" için ürpermişti."Senin gibi bir şerefsizin bana dokunmasındansa ölmeyi yeğlerim" dedim. "Kes sesini kalk ayağa" güçlükle ayağa kalktım ölüme gidiyorsum. ölmekten korkuyormuyum asla. Ayağa kalktığımda bütün bedenim titriyordu. Dizlerim, bileklerim bana ihanet eder gibi gevşiyordu ama gözlerimi ondan ayırmadım. O adamın yüzündeki soğukluk, cehennemden gelen bir sessizlik gibiydi."Gitmekten başka çaren yok," dedi alaycı bir sesle. "Ama bil ki, senin ölümün bu sınırların en sessiz, en acı ölümü olacak."Adımlarımı saymaya başladım. Her biri ağır, her biri bir ağırlık taşıyordu üzerimde. Kalbimse çılgınca atıyordu, ama korkmuyordum. Ölüm bile benden daha korkak olamazdı artık.Birden arkamdan gelen o soğuk nefesi hissettim, yüzüme doğru yaklaştı."Son sözlerin olsun," dedi.Gözlerimi kapattım. İçimde bir yerde, binlerce sessiz dua yükseliyordu. Vatan için, sevdiklerim için, kendim için…
Updated at
Dear Reader, we use the permissions associated with cookies to keep our website running smoothly and to provide you with personalized content that better meets your needs and ensure the best reading experience. At any time, you can change your permissions for the cookie settings below.
If you would like to learn more about our Cookie, you can click on Privacy Policy.